PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   

 5 EKİM DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ VE EĞİT-DER ESKİŞEHİR ŞUBE LOKALİ’NİN AÇILIŞI

Oğuz BOZKURT

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlamak, yanı sıra EĞİT-DER Şube Lokali’nin Açılışı’nı yapmak üzere Eskişehir’e davet edilmiştik. Açılış sonrasında da Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ayhan Ural’ın “Öğretmenliğin Dönüşümü” konulu söyleşisi yapılacaktı. Söyleşinin ardından lokalin üst katındaki restoranda bir yemekte buluşulacaktı.

eskisehiral1

Bu etkinliklere Ankara’dan Genel Başkan Mustafa Demir, Naci Özdemir, Gül Coşkun, Zarife Sakarya, Yaşar Öztaş, Erdal Atıcı ve Oğuz Bozkurt katıldı. Şube Başkanımız Emin Dağlı yaptığı kısa konuşmada tüm konuklara teşekkür etti. “Bu etkinlikte Eskişehir’de bulunan eğitimle ilgili tüm demokratik örgütlerin katılımını görmek bizi son derece umutlandırmıştır.” Sonrasında Genel Başkanımız Mustafa Demir, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Abdülkadir Adan, İbrahim Gerede, Emin Dağlı ve diğer Şube yöneticilerinin katılımıyla lokalin açılışı yapıldı.

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü Basın Açıklamasını yapmak üzere Genel Başkan Mustafa Demir kürsüye geldi. Demir, basın açıklamasında özetle şunları söyledi:

"Öğretmenlerin mevcut iktidar döneminde reel gelirlerinde belirgin bir azalma söz konusudur. Devlet okullarında sözleşmeli ya da ücretli çalışan öğretmenlerin aldıkları ücretler ise tümden içler acısıdır. Bu öğretmenler devlet kapısında çalışıyor olmalarına karşın iş güvencesi ve mesleki güvenceden yoksundurlar."

"Özel okullarda çalışan meslektaşlarımızın durumları ise hem iş güvencesi hem aldıkları ücret hem de ücretlerini düzenli alamama gibi sorunlardan dolayı içler acısıdır. Atanamayan öğretmenlerin durumu ise toplumun ve ülkenin kanayan yarası olarak bir kenara bırakılmıştır."

"KHK’lerle mesleğinden ihraç edilen öğretmen ve öğretim görevlileri ise başlı başına bir ayıp ve sorun olarak karşımızdadır. Geçtiğimiz yıllar içinde öğretmenlerin ekonomik kayıpları ve sosyal sorunlarının artmasına ek olarak, mesleki saygınlıklarında da ciddi gerilemeler izlenen politikalar nedeniyle dikkat çekecek ölçüde ve hızla yozlaştırılmıştır. Bunun için ülkemizde eğitim politikalarına yön verenler öğretmenlik mesleğinde ve eğitim alanında yaşanan sorunların, sürekli artarak çözümsüzlük noktasına yaklaşmasının tek sorumlularıdır."

“İçinde bulunduğumuz bütün olumsuz koşullara karşın, hem özlük haklarımızın yükseltilmesi hem mesleğimizin saygınlığının artırılması hem çocuklarımızın aydınlık bir Türkiye’de yaşaması hem de ülkemizde demokrasinin gelişmesi için gerekli özveri ve savaşımı sürdürmeye devam edeceğiz...”

Sonrasında söyleşiye geçildi. Şube Başkanımız Emin Dağlı, söyleşiyi yönetmek üzere Şube yöneticilerimizden Ercan Sav’ı davet etti. Ercan Sav; öğretmenlik mesleğinin önemini ve laik, bilimsel, kamusal nitelikli eğitimin önemini vurguladığı kısa açış konuşmasından sonra toplantıya gönderilen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın iletilerini okudu. Konuşmacı Ayhan Ural’ın özgeçmişinden de kısaca söz eden Sav, “Söz artık sizde Hocam.” diyerek mikrofonu ona bıraktı.

Doç. Ayhan Ural’ın sunumu özetle şunları içeriyordu:

eskisehiral2

"Öğretmenliğin dönüştürülmesi, diye başlamak çok önemli. Ne yazık ki sistematik olarak meslek dönüştürülmektedir. Öğretmenin statüsü yerlerdedir ne yazık ki.

Araştırmalarda iş doyumu, saygınlık, mutluluk, maaş ve ücret… konularında alınan değerler çok düşükken; iş yükü, tükenmişlik, yorgunluk, öğrenci sayısı… gibi değerler yüksek orandadır. Burada da örgütlülüklerin büyük önemi ortaya çıkıyor. Siz, eski öğretmenlerin başarı oranını şimdi görmek mümkün değil. Yeni kuşak öğretmenlerle aranızda büyük bir kopukluk var. Oysaki bu bağ çok önemlidir. Bilinçli olarak bu bağ koparılmıştır, diye düşünüyorum. Bu konuda bir duyarsızlık olduğu da gözlemlenmekte. Burada bu nedenle ‘dönüştürülme’, ‘ayarlarla oynama’ gibi kavramları kullanıyorum.

Öğretmenlik öğretimi de çok önemli. Her geçen gün geriye gidiyoruz. Programların içeriği, tutum, yönetmelikler… gibi birçok konuda sürekli olarak daha geriye ve daha kötüye gittiğimizi söylemek zorundayım, çok rahatsız olsam, üzülsem de.

Çocuklar yarışmacı, rakip olarak yetiştiriliyor; paylaşımcı, sevecen, hoşgörülü, vicdanlı çocuklar bizi şaşırtıyor.

Neoliberal politikalar temel tüm kurum ve kavramları hızla tüketiyor. Ne yazık ki biz de pek bir şey yapamıyoruz. Her şey kanıksanıyor, elden bir şey gelmiyor, gelemiyor maalesef.

Özel okullar büyük bir kanayan yara. Bir süre karşı çıkılsa da sonra kanıksanıyor. Oysaki kamusal eğitim sonuna kadar savunulmalıdır. Örneğin geçenlerde İngiliz İşçi Partisi lideri ‘Özel okulların hepsini kamulaştıracağız.’ dedi büyük bir özgüvenle. Bizde bu söylenebilir mi? Ne dersiniz?

İstihdam konusu apayrı bir sorun. Ücretler çok düşük. Atanamayan öğretmenler boynu bükük bekliyorlar. İş güvencesi artık yok. Korku dağları sarmış durumda

‘Yarışmacı’ eğitim politikaları çocuklarımızı, velilerimizi, öğretmenlerimizi olumsuz yönde etkiliyor.

Ekonomik düzeyinin düşmesi öğretmenlerin saygınlığını azaltıyor. Hazılanan ‘öğretmenlik meslek kanunu’ ile okullar şirketleşecek, öğretmenler meta, bekçi, figür… olacak. Buna çok sert karşılık vermek zorundayız. Ancak koşullar çok zorlu, işimiz çok zor; gerekenleri yapamıyoruz. Özgür değiliz.

Öğretmenlerimiz vasıfsız, yetersiz; öğretmen yetiştiren okullar niteliksiz. Kısaca durum bu.

Hangi öğretmen? Yenilikçi, dönüşümcü, değişimci, devrimci öğretmen mi; teknisyen öğretmen mi? Neoliberelizm öğretmeni pasif teknisyene dönüştürmekte. Bir diğeri yansıtıcı pratisyen. Halbuki sizler dönüştürücü ve entelektüel öğretmenlersiniz, gerçek öğretmenlersiniz.

Sokrates’in öğretmenliğe ilişkin düsturu çok önemlidir: Gençleri yoldan çıkarmak!

Yine Sokrates ünlü savunmasında Atinalıları ata benzetir ve onlara şöyle seslenir: ‘Ben bir at sineğiyim, sizi uyandırmaya çalışıyorum.’

Sizin gibi öğretmenler ‘tehlikeli’ olarak görülmektedir. Oysa ben sizleri örnek alıyor ve örnek gösteriyorum. Mücadelenize ve örgütlülüğünüze çok saygı duyuyorum.”

Doç. Ayhan Ural’ın konuşmasının ardından İbrahim Gerede, Nurettin Aldemir, Aydın Nefesoğlu, Emin Dağlı, Oğuz Bozkurt, Erdel Atıcı EĞİTİM SEN EĞİTİM-İŞ temsilcisi arkadaşlar da kısa konuşmalarla söyleşiye renk kattılar. 

Toplantıdan sonra Porsuk kıyısında kısa bir gezinti yapılarak yemek saati beklendi. Harika bir restoranda, Hüseyin Ceyhan ile Oğuz Bozkurt’un sazları ve sözleri eşliğinde harika yemekler yendi, içildi. Anılar anlatıldı, fotoğraflar çekildi. Eskişehirliler geceyi sürdürürken Ankaralılar da dönüş yolu için yollara düştüler.

 

abece 356.SAYI

356 ABECE

    ABECE 356. SAYI

       İÇİNDEKİLER

Copyright © www.egitder.org.tr