KAMUOYUNA PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   

Yeni bir eğitim öğretim yılına daha başlıyoruz. Anaokulundan yükseköğretime kadar yaklaşık 20 milyon öğrenciye 1 milyon öğretmen hizmet verecek. Türkiye’nin en politik alanlarından olan eğitim bu yılda sancılı, sıkıntılı ve kaotik bir ortamda yürütülecek. Özellikle liselere giriş sistemi ile yükseköğretime giriş sınavlarında yapılan değişiklikler öğrenci ve velilerin kaygılı günler yaşamasına yol açtı. Halen istediği liselere yerleşemeyen binlerce öğrencimiz sorunun çözülmesini beklemektedir.

24 Haziran seçimleri sonrası kurulan hükümetin Milli Eğitim Bakanı kamuoyunda olumlu beklentiler yaratmışsa da bu olumluluğun “bir şey değişmeyecek” düşüncesine yerini bırakması uzun sürmedi. Milli eğitim yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler laik, bilimsel ve eşitlikçi bir eğitim anlayışından uzaklaşılmaya devam edileceğinin işaretidir. Ayrımcılığın yaygınlaşması ve giderek birbirine yabancılaşan toplumsal gurupların oluşması gelecek için tehdit oluşturacaktır. “Zorunlu, tek tipçi, dayatmacı eğitimden bireyin ve ailenin talebini gözeten özgürlükçü bir ortam yaratılacak” açıklamaları inandırıcı değildir. Bugüne kadar zorunlu din dersleri almak istemeyen ve bu yönde mahkeme kararları olmasına karşın böyle bir hak ve özgürlük tanınmamış olması ideolojik bir eğitim yapılanmasına gidildiğini ortaya koymaktadır. Milli Eğitim Bakanının atanmasıyla yaratılan olumlu hava benzer kararlarla umutsuzluğa ve karamsarlığa dönüşmektedir.

Öğretmenler mutsuzdur. 24 Haziran öncesi tüm siyasiler tarafından verilen 3600 ek gösterge sözü unutulmuştur. Öğretmenlik mesleğinin toplumsal saygınlığını artıracak hiçbir tedbir alınmamıştır. Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin çalışma koşulları ve statüleri kadrolu-geçici gibi ayrıma neden olmuştur. Sözleşmeli öğretmenler her türlü angarya, mobing benzeri zorluklar altında çalışmakta, çakılı kadro uygulamasıyla aileler parçalanmış, bir çoğu çocuklarını göremez olmuştur.

Yıllarını topluma adamış emekli öğretmenler de büyük sorunlar yaşamaktadır. Öğretmenevleri, sosyal tesisler öğretmenlerin elinden alınmıştır. Emeklilerin sağlık sorunlarına ve ekonomik zorluklarına çözüm üretilmeli, emekli öğretmenler için bakım merkezleri yaygınlaşmalıdır.

Hükümetin 2019 yılında ülkenin tamamında tekli eğitime geçileceği ilan edilmişse de özellikle Anadolu Liselerinde ikili eğitime dönüşler yaşanmaktadır. Ülkenin ihtiyacı olmadığı ve halkın talebinin çok üzerinde açılan İmam Hatip ortaokulu ve Liselerine bir düzenleme getirilmeli, çocuklar istemedikleri bu okullara gitmek zorunda bırakılmamalıdır.

Eğitim ve öğretmenliğin bir uzmanlık alanı ve mesleği olduğundan hareketle eğitimin taraflarının katılımı esas olan, birlikte karar alınan demokratik bir yönetim işleyişi sağlanmalıdır. Çocuklar liyakatsiz, gelenekçi ve bilimsellikten uzak bir eğitim anlayışını sürdüren ellere bırakılmamalıdır. Öğretmenliğe ve yöneticiliğe atanma iktidarın hizmetini görme olarak değil, bilimsel, eleştirel ve özgür eğitim yaklaşımının yerleşmesi olarak düşünülmelidir. Toplumsal atılım ve ilerleme eğitim pedagojisine uygun bilgi ve beceriyle donanmış kadroların işbaşına getirilmesiyle mümkün olacaktır.

Eğitimden ekonomiye, tarımdan teknolojiye gelişmenin önderi eğitimdir. Eğitim evrensel değerler olan insan hakları, eşitlik, adalet, özgürlük, barış ve demokrasi temalarıyla donanmalı; ayrıca bilimsel ve akla dayalı laik özünden koparılmamalıdır. Günümüz koşullarında yeni bir anlayış ve vazgeçilmez değerlerle programlanacak bir eğitim için tüm tarafların söz ve karar eşitliğine dayalı bir “Çağdaş Eğitim Kurultayı” düzenlenmelidir.        

                                                           15/06/2018 / EĞİT DER

 

 

abece 356.SAYI

356 ABECE

    ABECE 356. SAYI

       İÇİNDEKİLER